Türkiye’nin Dijital Parası: Dolara Karşı Bir Önlem

2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda Merkez Bankası’nın blokzincir tabanlı dijital parasının uygulamaya konulacağı belirtildi.

Haber Türkiye’de dağıtık veritabanı teknolojileri ve kripto paralar ile ilgilenenleri heyecanlandırdı. Blokzincir vb teknolojiye dayalı bir kripto (şifre) TL gündelik yaşamda akıllı sözleşmelerle birlikte yoğun şekilde kullanılırsa bu alanda dünyada bir ilk olur. Finansal işlemlerin çok daha hızlı ve az maliyetli gerçekleşmesini sağlar. İstanbul’u bir finans merkezi haline getirmek hayalinin gerçekleşebilmesi için dev bir adım atılmış olur.

Öte yandan Türkiye’nin dijital para hamilesinin arkasında öncelikle dolar sisteminin yarattığı tehditlere karşı yeni bir önlem alma düşüncesinin yattığı görülüyor. Rusya’nın uluslararası dolar işlemlerini yürüten SWIFT’e alternatif olarak oluşturduğu SPFS isimli bir sistem var. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda dijital paradan bahsedilen bölümde aynı zamanda SPFS ile entegrasyon için hazırlık faaliyetlerinin devam edeceği ifade ediliyor. Blokzincir üzerinde çalışan TL’nin bir avantajı da herhangi bir ambargo durumunda SWIFT’e ihtiyaç duymadan başka ülkelerin benzer blokzincir sistemleri ile uyumlu çalışabilecek olması.

Yine Türkiye dolara alternatifi varlıkların başında gelen altın konusunda da yeni hamleler yapıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bu yılın 3. çeyreğinde 71.4 tonla dünyanın en çok altın alan merkez bankası oldu. Böylece, dünya altın rezervi sıralamasında bir önceki dönem 18'inci sırada yer alan Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası'nın da bulunduğu listede 14'üncü sıraya yükseldi. Yine Başkan Murat Uysal göreve başladıktan bir ay sonra, Ağustos ayında TCMB, 41.8 tonla kendi tarihinin en büyük aylık altın alımını gerçekleştirmişti. 

Venezuela aynı yolu izledi

Dolara karşı bir önlem olarak kendi ulusal kripto paranızı çıkarmak önemli bir adım olsa da tek başına yeterli değildir. Biz bunu Venezuela’nın yaşadığı deneyimlerden biliyoruz. 

Venezuela ekonomisi ve para birimi yönetimin kendi hataları ve Amerikan ambargosu ile adeta yıkıldığında halk Bitcoin’e akın etti. Caracas Yönetimi önce Bitcoin’i ve Bitcoin madenciliğini yasaklamaya çalıştı. Ancak teknik olarak bunun mümkün olmadığını; ayrıca kripto paraların dolar sistemini delmek için müthiş bir araç olduğunu anlayınca devlet kendine ait Petro isimli bir kripto para birimi çıkardı. Fakat Venezuela yönetimine uluslararası güven bir kez kaybolmuştu. Bu nedenle Venezuela’nın çıkardığı bu yeni para birimine de bir ilgi olmadı. 

Venezuela devlet petrol şirketi, Petro yerine Uluslararası camiada en çok kabul gören iki kripto para birimi olan Bitcoin ve Ethereum ile satış yaptı. Elde ettiği bu kripto para birimlerini ise Merkez Bankasına vermek istedi. Çünkü Merkez Bankası bir şirkete göre çok daha kolay şekilde bu kripto paralarla uluslararası işlem gerçekleştirebilirdi. Bloomberg’in konu hakkında 26 Eylül’de yaptığı habere göre Venezuela’dan yetkililer Bitcoin ve Ethereum’u Merkez Bankası rezervi haline getirmek için çalışmalara devam ettiklerini bildirdi.

İşte kritik nokta budur: Dolara karşı tam olarak bağımsız olmak istiyorsanız, kendi dijital paranızı üretmenin yanında, özellikle en çok kullanılan kripto para olan Bitcoin’in hem madenciliğini yapmalı hem de merkez bankanıza rezerv çeşidi olarak eklemelisiniz. 

Kripto para için önce altyapı şart!

İran kripto paralar için yasal altyapı hazırladı ve Bitcoin madenciliğini bir sektör olarak tanıdı. Çin Bitcoin’i yasakladığını söylüyor ancak sayısız kripto para borsası ve blok zincir projesinin arkasında bir şekilde Çinliler var. Üstelik dünya Bitcoin madenciliğinde Çin %60’lar ile en büyük paya sahip.

Bu arada Çin devleti geçen hafta blok zincir sektöründe Dünya liderliğine oynayacağını açıkladıktan hemen sonra ülkenin Merkez Bankası kendi dijital parası DCEP’yi piyasaya sürecini ilan etti. Son olarak Pekin yönetimi istenmeyen sektörler arasından kripto para madenciliğini çıkardı.

Bu durumda Türkiye’nin yapması gerekenler listesinde şunlar bulunuyor: Öncelikle dağıtık veritabanı teknolojileri ve kripto paralar alanlarında çalışan kişi ve kurumlar için vergilendirmeyi değil işlerin kolay ilerlemesini önceleyen yasal bir altyapı hazırlanmadı. Bu konuda dünya çapında eksiklik olduğu için böyle bir çalışma Türkiye’ye ciddi miktarda doğrudan yabancı sermaye akışı da sağlayacaktır. Ayrıca Türkiye mutlaka Bitcoin madenciliğine başlamalı. Dolar basamayız ama altın, gümüş ve Bitcoin madenciliği yapabiliriz. Rusya Merkez bankası rezervlerini gümüş ile de çeşitlendiriyor. Tarihinde ‘akçe’ isimli meşhur bir gümüş para bulunan bir ülke olarak gümüşü de mutlaka altın gibi rezervlerimize eklemeliyiz. Ve tabii ki Venezüela’nın yaptığı gibi bir sürü zaman kaybetmeden bir an önce Bitcoin’i Merkez Bankası rezerv çeşitlerinden biri olarak değerlendirmemiz gerek. 

Bitcoin ilk icat edildiğinde öncelikle sistem dışında olan bireyler tarafından bazı suçların da işlendiği Silk Road gibi platformlarda kullanıldı. Oysa bugün on milyonlarca insan tarafından tercih edilen uluslararası bir para birimine dönüştü. Çok değil 6-7 yıl önce Bitcoin’i sadece ‘suç aracı’ olarak değerlendiren ve 10 dolarlardan 100 dolarlardan Bitcoin almayanlar, bugün aynı Bitcoin için 8000-9000 dolar ödüyor. 

Tıpkı ilk çıktığında sistem dışı bireyler tarafından kullanıldığı gibi Bitcoin önce sistem dışı sayılan devletler tarafından kullanılacaktır. Ancak yine yakın gelecekte çok sayıda devletin Bitcoin ile rezerv tutmaya başladığını göreceğiz.