CoinShares CSO'su Meltem Demirörs, blockchain teknolojisinin devletler ve şirketlerin elinde tehlikeli bir araca dönüştüğü konusunda uyardı.

Avrasya Blockchain Zirvesi'ndeki en etkili konuşmalardan birine imza atan isimler arasında hiç kuşkusuz CoinShares CSO'su Meltem Demirörs vardı. 18 Ekim Cuma günü başlayan etkinlikte gerçekleşen diğer konuşmalarla sert bir kontrast yakalayan Demirörs'ün söylemleri, blockchain teknolojisinin çok fazla dile getirilmeyen tehlikelerine yoğunlaştı. 

Konuşma sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirörs, özellikle Bitcoin'in merkeziyetsizlik, özgürlük ve anonimlik gibi vaatlerini kullanarak çok daha kontrollü teknolojileri yaygınlaştırmaya çalışan şirket ve devletlere karşı uyarılarda bulundu.

"En değerli Bitcoin şirketleri aracılar oldu"

İnsanların finansal kurumlara varlıklarını emanet etme sebebini, risk almaktan ve karmaşadan çekinmek olarak açıklayan Demirörs, Bitcoin'in ise tam aksine, karmaşık, kullanımı zor ve riskli olduğunu kaydetti. İnsanların risk ve sorumluluğu başkasına devretme alışkanlığına değinen CoinShares CSO'su:

"Bitcoin tümüyle açık ve hiçbir izne tabi olmayan bir sistem meydana getiriyor. Ancak son beş yıla baktığımızda, Bitcoin'i tam olarak değiştirmek istediğimiz sisteme benzetmeye çalıştığımız görülüyor. Bugün Bitcoin dünyasının en değerli şirketleri bankalar (aracılar, yani kripto para borsaları). Çünkü bugüne kadar bildiğimiz tek finansal model buydu. Çünkü risk almayı sevmiyoruz. Bu yüzden de sahip olduğumuz Bitcoin'i alıp bir borsaya koyuyoruz. Varlıklarımızdan başkası sorumlu olsun istiyoruz. Ancak gerçek Bitcoin bu değil."

"Bitcoin cesur, ürkütücü ama son derece önemli" 

Konuşmasında Bitcoin'in bugünkü durumunu, internetin çıktığı dönemle kıyaslayan Demirörs:

"İnternet ilk çıktığında son derece kopuk ve yerel bir çalışmaydı. Her ülkenin kendi servis sağlayıcısı vardı. Bu yerel ağlar birleşerek bölgesel ağları oluşturdu. Bölgesel ağların birleşmesiyle bugün bildiğimiz küresel internet ağı oluştu."

İnternetin çalışmak için temel protokollere ihtiyaç duyduğunu belirten Demirörs, "Sistemin kurallarını bunlar belirliyor. Bu protokoller sayesinde örneğin Gmail'den ProtonMail'e kolaylıkla gönderim yapabiliyoruz." dedi ve ekledi:

"Bitcoin de bunu yapıyor. İnternetten farklı olarak, bilgi transfer etmek yerine, hiçbir izne tabi olmayan bir finansal sistem oturtmaya çalışıyor. Bu cesaret isteyen, ürkütücü bir deneyim. Ancak bir o kadar da kritik öneme sahip."

Bitcoin evriminin sonraki adımı: Fedcoin

İlk kripto para birimi olarak Bitcoin ile başlayan evrimin, ICO'lar ve altcoin'lerle devam ettiğini öne süren Demirörs'e göre stablecoin'lerden sonra sırada devlet güdümlü dijital para birimleri, yani Fedcoin'ler var:

"Bitcoin'den Fedcoin'e uzanan bu evrim döngüsünün her bir adımında daha fazla insanı kripto topluluğuna kazandırıyoruz. Toplumda kripto daha fazla kabul görüyor. Ne var ki, her bir adımda Bitcoin'in temel ilkelerinden daha daha uzaklaşıyoruz. ICO, tokenleştirilmiş menkul kıymetler ve sonrasında stablecoin. Her bir adım, işin özünü daha az taşırken, daha önceden sahip olduğumuz ve değiştirmeye çalıştığımız şeye daha çok benziyor."

Bugün piyasada yer alan finansal teknoloji şirketlerinin büyük çoğunluğunun aynı kullanıcı deneyimini farklı ambalajlarla satmaya çalıştığını vurgulayan Demirörs, "Herkes Bitcoin olmak istiyor. Ama aslında hiçbiri Bitcoin değil." diye özetliyor.

Bankaların ve finans kuruluşlarının, fiziksel varlıkların dijitale dönüşmesinden kâr sağlayabilmek için kendi coin'lerini çıkardığına dikkat çeken dijital varlık uzmanı: 

"Bitcoin'in ana vaadini sulandırıp, onun yerine blockchain'i satmaya çalışıyorlar. Facebook, JPMorgan ve diğer birçok kuruluş kendi coin'lerini çıkarıyor. Ancak bu Bitcoin ile aynı şey değil. Onların satmaya çalıştığı, elli yıldır kullandığımız şeyin cilalanmış hali."

"Dijital parayı takip etmek ve vergilendirmek daha kolay"

Devletlerin kendi dijital paralarını çıkarma konusundaki azminin, dijital inovasyon tutkusundan kaynaklanmadığını vurgulayan Meltem Demirörs:

"ABD, doları dijitalleştirmek istiyor. Çünkü dijital para kullanmaya başladığınızda, varlıklarınızı takip etmeleri ve vergilendirmeleri çok daha kolay olacak. Tek tuşa basarak tüm varlığınıza el koyabilecekler. Onların yapmanızı istemediği bir şeyi yapmanız imkansız hale gelecek."

Bu konuda Türkiye'den İngiltere'ye, Çin'den ABD'ye kadar tüm dünya devletlerinin adeta bir yarış halinde olduğunu belirten Demirörs, "Bu Bitcoin değil; tümüyle devlet kontrolünde olan dijital para. Bununla mücadele etmemiz, bu konuyu gündeme taşımamız gerekiyor. Blockchain, Bitcoin değildir." diyerek sözlerini tamamladı.

Cointelegraph Türkçe'nin daha önceki özel haberinde, varlıkların dijitalleştirilme süreci dijital altın BiGA projesi ile örneklenmişti. Takasbank tarafından geliştirilen BiGA projesi, Borsa İstanbul'da tutulan fiziksel altının transferini blockchain üzerinde, dijital altın birimleriyle yapılmasını kapsıyordu. Öte yandan, Türkiye'nin 2023 için belirlediği stratejik planlar arasında kamu hizmetlerinde kullanılacak Ulusal Blockchain Altyapısı dikkati çekiyor. Türkiye ayrıca Merkez Bankası tarafından çıkarılacak blockchain tabanlı bir dijital para birimi için de çalışmalar yapıyor.