Meltem Demirörs, birden fazla alanda uzmanlık sahibi bir isim.
Kripto para dünyasında adından sıklıkla söz ettiren Demirörs, Digital Currency Group (Dijital Para Grubu) başkan yardımcılığı, Dünya Ekonomik Forumu Blockchain Konseyi üyeliği, MIT Medya Laboratuarı danışmanlığı yapmasının yanı sıra Oxford Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Kripto camiasının tanıdık ismi Jill Carlson ile bir de podcast düzenliyor.
Bugünlerde Demirörs, genellikle profesyonel yatırımcılar için finansal ürünler ve hizmetler sunan dijital varlık yönetimi şirketi olan CoinShares'in Baş Strateji Sorumlusu olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi aynı zamanda bir yatırımcı. Yeni nesil teknoloji blockchain ve kripto para birimi alanlarında çalışan Ocean Protocol ve Shyft Network gibi FinTech girişimlerine danışmanlık yapıyor.
Kişisel sitesinde, FinTech dünyasında “hayırsever haylazlık” yaptığını ileri sürüyor. Kendine has yaklaşımı ve kripto para camiasındaki popülerliği ile Demirörs’ün, Cointelegraph’ın hazırladığı ekosistemin en etkili 100 kişisi listesinin üst sıralarında yer etmesi şaşırtıcı değil.
Kendisiyle e-posta üzerinden kısa bir soru-cevap gerçekleştirdik.
Not: İçerik bütünlüğü açısından cümlelerde ufak düzeltmeler yapılmıştır.
Kripto para öncesi neler yapıyordunuz? “Kripto para” ve “blockchain” kelimelerini ilk nasıl duydunuz?
Petrol ve gaz sektöründe birleşme ve satın alma alanlarında ve kurumsal finans firmalarında çalıştım. 2012’de Bitcoin’i duydum. Haftada 100 saat çalışan, yılda 250 gün seyahat eden bir kurumsal danışman olarak Bitcoin’in meşhur tavşan deliğinden aşağı girdim. Kendimi hiçbir zaman gerçekten politik bir insan olarak görmemiştim, ama ilk dönemlerde Bitcoin topluluğunun ideolojisi benimle yankı buldu.
2015 yılında Digital Currency Group’a nasıl katıldınız?
Yüksek lisans yapıyordum ve Amerika'ya geri dönmek istemediğime karar vermiştim. Akademik kariyerimi tamamlarken Boston’da FinTech alanındaki girişimlerle birlikte çalışıyordum. MIT FinTech Club’ın kurucu ortağı olan ve MIT Bitcoin Club’ı hayata geçiren Dan Elitzer, beni Digital Currency Group’u kurmak için Barry Silbert ile birlikte çalışan Ryan Selkis’le tanıştırdı.
İlginç bir fırsat gibi geldi ve vizyonunu beğendim. “Neden olmasın?” dedim. Profesyonel hayatımda hiçbir zaman gerçekten risk almamıştım. Asimetrik risk/ödül oranı bana ilginç geldi. Entelektüel olarak uyarıcı – elektronik tabloları analiz etmenin ve sermaye verimliliğini artırmanın yollarını bulmanın aksine – oldu benim için. Birçok açıdan beni içine çekti ve ben de eşikten adımımı attım.
Bizim için “hayırsever haylazlık yapma” tabirinizi, özellikle de finansın geleceğiyle ilgili olarak açıklayabilir misiniz?
Her zaman haylaz bir insan oldum - arkadaşlarım ve ailem benim eğlence ve oyun tutkumu gözlemleyen ilk kişilerdi. Çok uzun zamandır finans alanı duruldu, matlaştı, çok sıkıcı ve erişilemez hale geldi. Finans konusu birçok insana keyifsiz geliyor, ancak finansın kesinlikle büyüleyici olduğunu ve özellikle gençler açısından anlaşılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Amacım, bu yeni finansal ürün ve hizmet ekosistemini oluştururken macera ve samimiyet ruhunu sürdürmeye devam etmek.
ABD’nin kripto para alanında lider olması ne kadar önemli? Örneğin Çin, aktif biçimde çalışan bir CBDC ile ABD’ye çalım atarsa ne olur?
ABD hala insanların şirket kurmak istediği bir yer, ancak girişimciler ve yeni nesil projeleri olanlar için inanılmaz derecede rekabetçi bir hal aldı. Düzenleyiciler, kazanan veya kaybedenlerle ilgilenmiyorlar.
Çin, dijital renminbi (ve fintech hamleleri) konusunda ilerleme kaydediyor ve ciddi adımlar atıyor olsa da, Çin'de hiçbir olgunun hükümetin izni olmadan gerçekleşmediğini hatırlamak önemli. Çok farklı bir ortam ve çok farklı bir kültür – hem avantajları hem de dezavantajları var.
Günün sonunda insanlar, sermaye ve fikirler gelişebilecekleri piyasalara akın eder. ABD'deki girişimcilik ekosisteminin benzersiz olduğuna; özgür konuşma, temel haklar ve serbest ticaret konularındaki değerlerinin, kripto ekosisteminin değerleri ile uyumlu olduğuna inanmaya devam ediyorum.
Yakın zamanda, saklama içermeyen mutabakat protokolü Arwen’ın yatırım turuna katıldınız. Bu yatırım kararını neye göre aldınız?
Arwen, CoinShares'in güvenilir aracılara olan ihtiyacı ortadan kaldırdıkça piyasa yapısının gelişeceğine dair görüşünü destekleyen bir proje. Açıkçası, kripto para bunun gerçekleştiği ilk yer, ancak tek yer olmayacak.
Arwen, herhangi bir ortamda veya borsada eşler arasında (Peer-to-Peer – P2P), doğrudan, iki taraflı uzlaşmaya olanak tanıyan bir teknoloji geliştirdi. Geçmişte, borsalar dikey olarak entegre edilmişti, yani yürütme, takas ve mutabakat hepsi tek platformda gerçekleşiyor. Arwen ile uzlaşı katmanı kaldırılabiliyor. Arwen teknolojisi ile desteklenen bir uzlaşı ağı kurulabilir. Bitcoin'in sunduğu mutabakat garantilerini ve kesinliğini sağlarken, kullanıcıların varlıklarını istedikleri yerde tutmalarını sağlıyor. İster borsada, ister kendi saklama çözümlerinde, isterlerse de üçüncü parti saklama hizmet sağlayıcılarında…
Jill Carlson ile “What Grinds My Gears” adlı harika bir podcast gerçekleştiriyorsunuz. O proje nasıl doğdu?
Jill ve ben uzun zamandır arkadaşız. Ortak arkadaşımız Dan Held ile bir kayak gezisine çıktık ve orada blockchain alanında tüm komik konular hakkında şakalaştık. “Beni neyin çileden çıkardığını biliyor musun? (You know what grinds my gears)” dedik. Dan orada oturmuş bizi izliyordu ve bir noktada, “Siz ikiniz, kesinlikle bunu izleyiciler için yapmalısınız” dedi.
Bunu düşünmeye başladık ve düzenlediğim ilk Crypto Springs konferansında Jill'e denememiz gerektiğini söyledim ve insanlar bundan hoşlanıyor gibiydi. Şimdi geldiği yer burası! Çoğunlukla ben ve Jill komik ya da ilginç olduğunu düşündüğümüz şeylerden bahsediyoruz. Tutkuyla yaptığımız bir şey. 28 bölüm gerçekleştirdik ve çok eğlendik, ama şimdi ara verdik.
Sizin bakış açınıza göre, kripto para medyası nasıl gelişebilir?
Nüans, nüans, nüans… Şeytan ayrıntıda gizlidir. Kripto para medyası, akılda kalıcı ifadeler aracılığıyla küçük alıntılar yapmaya çalışıyor gibi görünüyor, ancak nüansı kavramıyor. Bu nedenle, sektördeki birçok şey yanlış anlaşılıyor veya yanlış bildiriliyor çünkü medya gerçekte sansasyonel haberlere ve tıklama oranlarına daha fazla önem veriyor. Zor bir denge, ama nüans çok önemli.
Adınız çok enteresan. Bize anlamı hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz?
Ah, teşekkürler! Meltem aslında Türkçe'de oldukça yaygın bir isim. Meltem, yaz aylarında denizden esen hafif rüzgar anlamına geliyor.