ABD Merkez Bankası (Fed) geçtiğimiz hafta önemli bir açıklama yaparak 2023 yılında 100 milyar dolarlık birikmiş zararını açıkladı. Dahası, Reuters'e göre bu durumun Fed için daha da kötüleşmesi bekleniyor. Ne var ki bu durumun, Bitcoin (BTC) gibi kripto para birimleri için aslında gizli bir lütuf olabileceği düşünülüyor.
Fed, kırmızıya büründü
Söz konusu mali başarısızlığın ardındaki temel neden, Fed'in borcuna ilişkin faiz ödemelerinin, holdinglerinden ve finans sektörüne sağladığı hizmetlerden elde ettiği kazancı aşmış olması olarak düşünülüyor.
Bu gelişmenin bir sonucu olarak, yatırımcılar şimdi bunun faiz oranlarını ve BTC gibi kanıtlanabilir derecede az bulunan varlıklara olan talebi nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışıyorlar.

Bazı analistler Fed'in bir yıl önce başlayan zararlarının 2024 yılına kadar iki katına çıkabileceği görüşünde. Merkez bankası ise bu olumsuz sonuçları ertelenmiş varlıklar olarak kategorize ediyor ve bunları karşılamak için acil bir gereklilik olmadığını görüşünde.
Fed, eskiden ABD Hazinesi'ne köstek olmazdı
Tarihsel olarak bakıldığında, Federal Rezerv hep kar elde eden bir kurum olarak biliniyor. Ancak, karın olmaması merkez bankasının para politikası yürütme ve hedeflerine ulaşma kabiliyetini de engellemiyor.
İlginizi çekebilir: Kripto endüstrisi ile yıldızı barışmayan ABD'de CBDC krizi!
Özellikle Mart 2022'de sıfıra yakın seviyeden mevcut yüzde 5,25 seviyesine tırmanan önemli faiz artışları göz önünde bulundurulduğunda, Fed'in bilançosunun zarara uğraması şaşırtıcı görünmüyor. Reuters, faiz oranları değişmese bile Fed'in kayıplarının bir süre daha devam edeceğini öne sürdü. Bu durum, merkez bankasının resesyonu önlemek için agresif bir şekilde tahvil satın aldığı 2020 ve 2021 yıllarında uygulanan genişleyici önlemlere dayandırılabilir.
Reuters, faiz oranları değişmese bile Fed'in kayıplarının bir süre daha devam edeceğini öne sürdü. Bu durum, merkez bankasının resesyonu önlemek için agresif bir şekilde tahvil satın aldığı 2020 ve 2021 yıllarında uygulanan genişleme tedbirlerine ışık tuttuğu söylenebilir.

Bilindiği üzere ABD borcu 33 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bununla birlikte söz konusu durumun ise sürdürülemez bir aldığı düşünülüyor. Her ne kadar faiz oranlarını yükselttiği için Fed suçlanmış olsa da bu önlemlerin alınmadığı takdirde enflasyonun yüzde 3,2'ye çekilemeyeceğini ve hayat pahalılığının ekonomi üzerindeki baskı yaratmaya devam edeceği daha sonrasında kabul edildi.
Sonuç olarak, kısa vadeli tahvillere ve para piyasası fonlarına yönelik önemli talep, pandeminin zirve yaptığı dönemde ekonomiye aktarılan trilyonlarca doların bir yansıması. Bununla birlikte, üç aylık bir yatırımda sabit yüzde 5 getiriye razı olunsa bile, enflasyonun uzun bir süre boyunca bu eşiğin altında kalacağının garantisi olmadığını belirtmekte fayda var.
Ayrıca yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın bilançosundaki varlıkları satarak ya da Hazine borç limitini artırarak piyasaya likidite enjekte ettiği her seferde sulandırma riskiyle karşı karşıya kalmaya da devam ediyor.
Gayrimenkul ve hisse senetleri, artık güven vermiyor
Enflasyon kısa vadeli Hazine getirilerini aştığında hangi sektörün ya da varlık sınıfının en fazla kazancı sağlayacağı konusunda cevaplanmamış önemli bir soru daha karşımıza çıkıyor. Bu belirsizliğin, S&P 500 endeksi tüm zamanların en yüksek seviyesinin sadece yüzde 7 altında seyrederken ve emlak piyasası ipotek oranlarının son yirmi yılın en yüksek seviyelerine ulaşması nedeniyle zorlanma belirtileri gösterirken ortaya çıktığı söylenebilir.
Öte yandan S&P 500 endeksi aşırı değerlenmiş görünmüyor. S&P 500, tahmini kazançların 20 katından işlem görüyor, özellikle de 30 kata veya daha yüksek katlara ulaşan önceki zirvelerle karşılaştırıldığında. Ne var ki yatırımcıların, Fed'in mevcut enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını daha da yükseltmek zorunda kalabileceğine dair endişeleri dinmiş değil.